TuĞçE's profileblue angelPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    29 August

    HERKES KENDİ BÜYÜSÜNÜ YAPSIN

     

     

    HERKES KENDİ BÜYÜSÜNÜ YAPSIN
    Herkes yekinsin yerinden
    ince, uzun
    ve derinden bir kozmik sızıyla
    oğluyla ve kızıyla
    helalleşsin pulsarlar ısnırında
    ya da
    kendi elleriyle yonttuğu
    ve gözleri ışısın diye
    yarıp geceyi ekvatorundan
    binsin bir seyfert galaksisine
    terkisine bin gözlü
    ve bir muhtevalı
    heybesine doldurup kendisini
    ve kendi totemine tapsın
    atıp remilini ikizler çelişkisine
    az madde
    ve çok enerji katıp
    fal oklarına kör iblisin
    yapışsın eteğine 999 yaşlı bir cinin
    ve kendi yonttuğuna tapsın

    veya
    herkes
    kendi büyüsünü yapsın
    N/.
    Nemli açılsın kadimin
    ifritlerden bir ifrit
    tahtı taşısın diyarı saba’dan
    oğuldan ve babadan
    vazgeçip herkes
    relatif bir kaderin hududunda
    ya da
    akşamın alacası
    veya sabahın ağarması kadar
    bir zaman aralığında durup
    kehanet aparsın
    koparsın şıhabın cantelini
    elini tutsun nostra’nın
    sonra vaktin tensoruyla
    zihninde ağır ve fantastik bir soruyla
    yontsun ebabilin attığı taşı
    ve kendi ebrehesine tapsın

    veya
    herkes
    kendi büyüsünü yapsın

    aşksız aşk

    Sen hiç sevdinmiki,
    yada ben hiç sevmişmiydim?
    Farkındamısın bilmem,
    Seni seven bir kalbin izini,
    Nasıl sildiğini,
    Sana bakan yaşlı gözlerin nemini,
    Nasıl kestiğini,
    Yada ne bileyim işte,
    Bir şairin şiirinde
    Nası mısra mısra döküldüğünü,
    Beyaz bir sayfaya,
    Nasıl dizildiğini,
    Nasıl görebilirsinki,
    Görmedğin yanlızca omu peki,
    Kayan bir yıldızın,kayma sebebi,
    Bununda suçlusu benmiyim yoksa...
    Aşkı aşksız yaşamak bensem,
    Gözyaşı dökmesi gereken sen,
    Aşkın hastalığına düşen sensen,
    Bunu tedavi etmesi gereken ben,
    Yanlızlığın adı aşksa,
    En büyük aşk bestesi ben olsam gerek,
    Ha bir de,
    Aşk şiirin bir parçasıysa
    Bunun senfoniside ben olsam gerek,
    Dinleyende tabi ki sen,
    Aşksız aşkın diline batmaksa,
    Kuş gibi havaya uçmaya çalışan Mutlaka sen....
    21 August

    BEKLE BENİ GELMEYECEĞİM!

    Gözyaşlarımın oyuna gelmiş olsamda

    Uçsuz bucaksız denizde yol alıcak olsamda

    Karanlık gecede yok olucak olsamda

    Buğulu gölerinden süzülen

    İki yaş damlası

    Ben olsun sana

    Onlarla umutlarla yaşa

    Ben karanlığın prensesi olsamda

    Seni güneşin olduğu yerde bıraksamda

    Yüzünü gözlerimden silmeye çalışsamda

    Bana el sallayan

    Gözyaşınla ıslak bu mendil

    Sen genede

    Bekle beni gelmeyeceğim!

     

    Sözlerin acıtmaz canımı bağır

    Ağla dayanırım ağla

    Bi ömür boyu ağlıycak olsanda

    Sen genede

    Bekle beni gelmeyeceğim!

     

    Bu sözlerim bencilce olsada

    Duygularım karanlıkla yok olsada

    Gözlerini unutsamda

    Unutma gözlerimi

    Sen genede

    Bekle beni geleyeceğm!

     

    Son nefesinde yorgun bdeninle olsanda

    Ölüm kapına dayansada

    Gözlerindeki tek hatıra gözlerim olsun

    Ben karanlıkla bi hiç olmuş olsamda

    Sen genede

     

    BEKLE BENİ GELMEYECEĞİM! 

     

     

    f

    Bendekİ Sen..!

    Aralasam penceremi usulca sokulur musun geceme..?
    Dönsem yüzümü rüzgara ve sana..
    Çeksem bana sunduğu kokuyu,\\\"seni\\\" taa içime..
    Islansa dudaklarım özleminin akıttığı gözyaşlarıyla..
    Hayalin canlanıp siler mi parmak uçlarıyla..?
    Sokulsam usulca koynuna..
    Nefes almaya korkarak dalsam gözlerine..
    Hiç kıpırtısız,heykele dönüşmüş bir bedenle gidersem özlemimi..
    Susmasan..
    Hep konuşsan..
    Anlatsan bana beni..
    Sendeki hikayemi..belki de bizi..
    Usulca haritasını çıkarsam yüzünün parmaklarımla..
    Küçük buselerle teyid etsem çıkardığım her adresi..
    Ve sen olsam..Sendeki ben olsam..
    Benim olsan..
    Damarlarıma doldurduğum sen ile uzasa gece..
    Biriktirdiğim kelimelerimi döksem bir bir..
    Toplasan benden dökülenleri..alıp yüreğine yerleştirsen..
    Tıpkı hep hayal ettiğim gibi..
    Şımarsam azıcık ama fazlasıyla seni şımartsam..
    Öpsem..Koklasam..Sımsıkı sarsam..
    Yetinmesem gördüklerimle aksam içine nefesinle..
    Sen olsam..
    Ah sen olsam..
    Başkaldırsam herşeye yaşananlara inat..
    Dimdik dikilsem mazinin önüne..
    Kazısam hiç olmamış gibi..
    Yok etsem..
    Dolaşırken parmakların saçlarımda kondurken küçük buselerini omuzuma mayışsam..
    Sımsıkı kilitlediğim gözlerimde oluşturduğum hayal dünyamızda kanatlansam..
    Seni de sürüklesem peşimden konduğum her buluta..
    Sek sek oynasak elele..
    Gülsek.. Eğlensek.. Çocuk olsak birlikte..
    Sonra sen yine bir anda büyüyüp bastırsan sıkıca göğsüne beni..
    Nefesimi kessen..
    Ürpersem hissettiğim teninle..
    Uzun iç çekişlerle kokunu çeksem ciğerlerime..
    Huzur olsan..Huzurum olsan..
    Canıma katasım var seni yine..
    Hadi kat kokunu rüzgara yolla bana..
    Ta uzaklardan buralara

    Ya da daha iyisi bak gözlerimin içine

    İlk gördüğümdeki gibi, bakarak uzat elini..

    İnan çok özlüyorum seni....
     

    gitsem diyorum ve biraz ölsem

    Gitsem diyorum, biraz ölsem ...!!


        İskelenin en ucundaki, en gıcırtılı tahtanın üstüne oturmuş,
    denizdeki nereye gittiklerini bilmediğim, bilmeyi de istemediğim parlak renkli balıklara bakıyorum.
    Bir süre izleyebiliyorum ancak onları, sadece bir yere kadar görebiliyorum, sonrası görünmüyor.


       
    Nedense her düşüncemin arkasına bir olumsuzluk eki katılıyor bu günlerde...
     Devrik düşüncelerle pekiştiriyorum bu ruh halini. Düşüncelerimin bağlaçları yok,
    sırf kafiyeli olsun diye kurulmuş iki yabancı cümle gibi birbirinden kopuk ve anlamsızlar...
      Hava sıcak, su ılık, toprak soğuk, ben yanıyorum.
    Gitsem diyorum, şöyle yağmurları olan uzak bir yerlere...

      Günahlar gözyaşlarında yıkanır, diyor birisi, yağmurlar kadar çok gözyaşları istiyorum o zaman diyorum içimden...
      Ve eğer ağlayabilseydim ne yağmuru ne de küçük bir ağacın en küçük yaprağına düşen yağmur damlasının
    süzülüşünü bu kadar çok sevmezdim herhalde...

    Gitsem diyorum, balıklarda gitti zaten.

      Yıllardır tanıdığım, bana yabancı olan bu evin derin
    sessizliğinde aslında
    normal çıkan bütün seslere bile bile kulak verip, kendi kendimi bile bile korkutuyorum.
     Sonra korkuları susturmak için, kendi kendimi susturup sadece yüreğimi seslendiriyorum,
     çünkü duymak düşünmekten daha az üzüyor insanı.



      Yüreğini ve beynini sırtlanmış, yükünden yorgun adamların halleri geliyor aklıma. <******>
     Herkes uyurken korkuyorum, sessizlikten, sessizliğimden...

     Gitsem diyorum acıları alıp, yalnızlığa sarılmaya..



      Yıllardır bilip tanıdığın, yanlış şehirde, doğru otobüse binip,
     yanlış durakta indiğini fark ettiğinde yürümek zorunda kalmış gibi, geçte olsa gitsem diyorum...



     
    Ve senden daha değersiz olan anlamsız şeylerin bekçiliğini bırakıp,
    ayağını acıtan ayakkabılara, sıcağa, fırtınaya rağmen ne varsa yakıp yıkıp ardına bakmadan yürümek gibi...



    GİTSEM DİYORUM BİRAZ;ÖLSEM...!!!