TuĞçE's profileblue angelPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    02 June

    ask

     

    ask
     
     
     
     
     
     

    :::::...MUZIK KUTUSU...::::::

     

    :::::...MUZIK KUTUSU...::::::
       
    01 June

    Sensiz bir son yazmamıştım ben hayallerime...

     





    Bugün yüreğim buruk
    Bugün gözlerim donuk
    Bir acı var içimde
    Kopkoyu kavruk

    İçimdeki sıkıntının sebebi sensin. Oysa bir zamanlar adını koyamadığım bir duyguydun sadece aşkla ve mutlulukla tarif edebileceğim. Bir zamanlar gülüşümdün. Rüyalarımdın. Heyecanımdın. Bir zamanlar aşkımdın sadece. Sadece aşkım olduğunda bile her şeyimdin. Şimdi gözlerimi kapatsam acı bir "sen" süzülüyor gözlerimden. Gözlerimi kapatsam acı bir "sen" görüyorum kapkara. Adını koyamadığım bir duyguydun önceden...

    işimiz zor yollar çetin
    Ama aşklar büyük
    Kim kime galip gelir
    Bilinmez sonu kayıp

    Gidebilecek misin gerçekten. Silebilecek misin yaşanmışlıkları. Ben de gelmeyecek miyim yüreğinde, gittiğin her yere? Gidecek misin? Yitecek misin? Yitirecek miyim senden kalan ne varsa. Bu kadar kolay olacak mı? Nereye kadar kaçabileceksin kendinden, yüreğinden, benden? Bir son var mı gerçekten bizim için. Sensiz bir son yazmamıştım ben hayallerime. Hayallerimdin sen. Sen Gidersen...


    Her şey biter diyor aklım. Her şeyin bir sonu vardır. Yüreğimi donduruyor bu düşünce. Üşüyorum bitmenden. Üşüyorum gitmenden. Sen beni sevmezsen; ben üşüyorum. Her şey biter diyor aklım. Sen bitme diyor yüreğim. Sen bile biteceksin diyor aklım. Sen bitme diyor yüreğim. Ayak seslerin karanlığa karışıyor. Sen gitme diyor yüreğim. Yüreğimle söylediklerimi duyardın önceden. Artık duymuyorsun. Sen gidiyorsun. Sen bitiyorsun.

    Adını koyamadığım bir duyguydun ,

    Önceden "biz" vardık.

    Şimdi "ben" kaldık.

    Adını koyamadığım bir duyguydun.

    Şimdi ;Adı[n] oldu yalnızlık...

    Ayrilik diye birsey yok. Bu bizim yalanimiz

    Ayrilik diye birsey yok. Bu bizim yalanimiz. Sevmek var aslinda,ozlemek var,beklemek var. Simdi nerdesin? Ne yapiyorsun?Gunes coktan dogdu. Uyanmis olmalisin. Saclarini tararken beni hatirladin degil mi? Oyleyse ayrilmadik.

    Sadece ozlemliyiz ve bekliyoruz.

     

    Zamani hatirlatan herseyden nefret ediyorum. Once beklemekten. Omur boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.Ikiside kotu,ikisi de hazin tarafi yasantimizin..

    Bir cocugun once dogmasini bekliyorlar,sonra yurumesini,konusmasini,buyumesini..

    Zaman ilerliyor,bu defa para kazanmasini,kanunlara saygi gostermesini,insanlari sevmesini,aldanmasini,aldatmasini bekliyorlar.

    Ve sonra olümü bekleniyor insanoglunun.

     

    Ya O? Ya O? Insanlardan dostluk bekliyor,sevgilisinden sadakat,cocuklarindan saygi ve bir parca huzur bekliyor,saadet bekliyor yasamaktan.Zaman ilerliyor,bir gun oda olumu bekliyor artik. Aradiklarinin cogunu bulamamis,beklediklerinin cogu gelmemis bir insan olarak gocup gidiyor bu dunyadan.Iste yasamak maceramiz bu.

    Yasarken beklemek,beklerken yasamak ve yasayip beklerken olmek!

     

    Ozleme bir diyecegim yok.O komur kirintilari arasinda parlayan bir cam parcasi.O nefes alisi sevgimizin,kavusmalarimizin anlami.O tek guzel yonu bekleyislerimizin..

    Insanligimiz ozleyislerimizle alimli,yasantimiz ozlemlerle guzel.

     

    Ozlemin buruk bir tadi var,hele seni ozlemenin.Bir kokusu var butun ciceklere degismem. Bir isigi var,bir rengi var seni ozlemenin,anlatilmaz

    Verdigin butun acilara dayaniyorsam,seni ozledigim içindir. Beklemenin korkunc zehiri oldürmüyorsa beni,seni ozledigim içindir.

     

    Yasiyorsa;icimde umut varsa,yine seni ozledigim icindir.

    Seni bunca ozlemesem;bunca sevemezdim ki!...

    SEN SÖYLEMESENDE BİLİYORUM


    SEN SÖYLEMESENDE BİLİYORUM
     
    seziyorumki kaçacaksın
    Yalvarmam koşamam
    ama sesini bırak bende
     
    Biliyorumki kopacaksın
    Tutamam saçlarından
    Ama kokunu bırak bende
     
    Anlıyorumki ayrılacaksın
    Çok yıkkınım yıkılamam
    Ama rengini bırak bende
     
    Duyumsuyorumki yiyeceksin
    Enbüyük acım olacak
    Ama ismini bırak bende
     
    Ayrısıyorumki unutacaksın
    Acı kurşun bir okyanus
    Ama tadını bırak bende
     
    Nasıl olsa gideceksin
    Hakkım yok durdurmaya
    Ama kendini bırak bende
     
     
    AZİZ NESİN
    16 May

    Aynalarda kaybolduk

    Biz aşkı karlı dağlarda yaşadık
    Yüreklerimiz de öylesine yaman
    Öylesine uçurumduk
    Yaban güllerin ince dalıydık
    Uzaklar çığ gibi çökerdi omzumuza
    Çaresizlik de kuytularda
    Üşürdük sevgili
    Hasretin cehennem ateşinde

    Güneş sızıntı bile olamadı
    Yolumuzda
    Biz karlı dağlarda yazılıydık
    Yetmeliydik düşlerimize
    Yumduk gözlerimizi
    Gece uykumuzu çaldı
    Hüzzam şarkılarına katıldı sesimiz
    Yıldızlar ağladı
    Yıllar tükendikçe aynalar
    Üşürdük sevgili
    Hasretin cehennem ateşinde

    Biz aşkı karlı dağlarda yaşadık
    İki kardelendik
    Zincire vurmuştuk hayallerimizi
    Kader duvarında
    Engeller karadan kara
    Sevdamız akdan ak
    Umuttan bir mum yaktık
    Ötesine varamadık
    Üşürdük sevgili
    Hasretin cehennem ateşinde

    Biz aşkımıza
    Yürek yüreğe sarıldık
    Gözbebeklerimizde saklandık
    Biz sırdık
    Aynalarda kaybolduk
    Aynalarda kaybolduk

     

    08 May

    Kara Gelinin Düşleri

    /özlemin yanar, yakın mesafelerde/

    Sancıyarak çıkıyorum merdivenlerden; ağır aksak bir düş benimkisi. Gök deliniyor, yağmurlar bir bir üzerime düşüyor. Savunmasızım, her damla yüreğimi ıslatıyor…Ufukta çizgisini kaybetmiş gelin gibi karalar giyiniyorum. Ve toprakla sözleşen düşlerimi yere yığıyorum / düşlerim buz kesiyor…/

    Tabutuma sürme ellerini, ıslak mekanlarda canımı yakıyorum.

    Mırın kırın ediyor güneş, yüreğime doğmamaya yeminli. Bir yıldıza sürüyorum ellerimi; ellerim yar, yüzüne hasret say ki! Karayım baştan sona, galakside hiçbir yıldızın değilim sahibi. Ses vermiyor içime evren, hürriyetimi kuyularda sessizliğe verdim sanki. Gömleğime bulaşmış sevdanın izi, boğuştukça içime nakşediyorum, yarim gölgeni... Hürriyerim de, sesim de, sözüm de yarim, gözlerinde… b/akıyorum, çaresiz/im.

    Cesedime sürme gözlerini, kanımın damarlarımdan çekildiğini hissediyorum.

    Kaçıyor yığınla his, sessizliğe bürünüyor çığlık! Kelepçelerimi sıkıyorlar, bileklerim inciniyor. Avazım çıktığı kadar susuyorum, beni yalnızca korkularım duyuyor. Gözlerime sürülse de kor, yüreğimi kim edebilir kör? Gözlerimi daldırıyorum boşluğa, avuçlarımı dolduruyor hüzünler… Söylesene yarim, sensiz mevsimler hep mi birbirine benzer?

    Yokluğuna alıştırma ruhumu, ızdırabım dağları deler.

    İlkim, sonum ve her baharım… adına /dokunulmaz/ şiirler yazdığım… iklimlerce sevdiceğim, ömrüme binlerce sen serptiğim… Kanattığım dünlerden geriye kalan yokluğun, varlığının habercisidir sonuma. Boz bulanık sulardan yüreğime yansıyanım; içimi senden gayrısına açamadım asla. “Tükettiğim” zaman davacı olur mu benden bilmem ama, “tükendiğim” zamana davacı olamam asla! her "zaman" senden bana bir hatıra!

    Varlığının habercisidir, gözlerime yığılan “öteler”

    Sarmaşığım… Yüreğine dolanıyor mu içimin haberleri? Yakıyor mu göğüne yağan yağmurlar avuçlarını. Aç kollarını, ufuklar sarılsın boynuna… Yüreğini işgale yeltenmesin hiçbir kimse, takipçisiyim düşlerinin…

    Kanayarak iniyorum merdivenlerinden düşlerinin… Gözlerini aldım yanıma /Susmuyorlar/

    Bu karalar, bu gece rengi ne güzel yakışıyor bana!   

    Neydi aradıkları bu iki cocuğun

    Çöle düşen ruhun mu yoksa bedenin mi? Arkandaki kölen mi efendin mi? Gidiyor musun yoksa boynunu bükmüş geri mi dönüyorsun? Kimsin sen kadın? Neden geldiğin yere saflıkla kötülüğün tohumlarını ekiyorsun? Bu ıssız evrende sana köle olmuşlara sırtını dönüp elini kim bilir hangi yalnız taşlara dayayıyorsun ve sonra kaderin çöle dönüşmüş izlerinde kendini hep unutulmuş, hep terk edilmiş, hep kaybolmuş hissediyorsun? Neden kadın? Neden herkese verdiğin hayatı kendinden esirgiyorsun?

    Dahinin Akıl Labirentinde İmkansız Kadını bulmuştu adam

    Evreni oluşturan görünmeyen noktalara dağılmış kadın, kendini yeniden toparlasa ve birleşmeyi başarsa, etrafa yayılmış milyarlarca parçasını yeniden bir araya getirebilse ve Ademden beri alnına yazılmış kara talihini bir gündüz düşünde yok edebilse......neler olurdu kainatta? Ahtı var kadının, Onu ÖZ’den yaratan, sonra da saklamak için binbir parçaya ayıran yaratıcısına, o mükemmel surata biçtiği hüzün için, o mükemmel şekle yüklediği ıstıraplar için ve sayıların sonsuzluğunda kaderini kara büyücü meleklere teslim ettiği için intikamını alacak! Belki bir gündüz düşünde belki yeni doğurduğu çocuğunun henüz öbür dünyanın anılarını taşıyan düşünde..... Bir gün tüm noktalar bir araya geldiğinde rüya bitecek ve kadın uyanacak.

    ? ÖYLE BİRİNİ TANIYORMUSUNUZ ?

    ben ve geclerimiz hep sevecegiz seni..........

    7/5/2008 - ÖYLE BİRİNİ TANIYORMUSUNUZ??

    Kategori: ask

     

     

    Sizi sizin kadar tanıyan biri;

    sizi düşünen, düşünmeyi öğrenmiş,

    sakin, uslu, efendi, oturmayı kalkmayı bilen,

    sevmeden edemediğiniz biri;

    size sizi anlatmayı herşeyden çok seven,

    sizin için çok şey başarmaya hazır biri;

    bazen biraz fazla konuştuğundan yakındığınız ama ne söylediğini

    bildiğinden hep emin olduğunuz,

    sizi tanıdığı kadar kendini ve hayatı tanıyan biri;

    yalnızca eşinize anlatabildiğiniz sırlarınızı anlatmaktaN çekinmediginiz,

    bazen düşüncesine şiddetle ihtiyaç duyduğunuz biri;

    sabahın üçünde "ayıp olur mu" diye endişelenmeden arayabildiğiniz


    ve


    üçüne beşine bakmadan size duymanız gerekenleri söyleyen,

    gecenin o karanlığında kalkıp ışığı yakan,

    masasının başına geçen biri;

    kaleminiz, kağıdınız,

    aynanız, saatiniz, kravatınız olan,

    bazen gölgeniz olan biri;

    ve

    bazen vicdanımız,

    bazen de uykusuz bıraktıgınız için,

    vicdan azabınız olan biri...


    Hayatınız da böyle biri ... var mı ?


    Varsa,kıymetini bilin.

    08 March

    Sen gelme ben seni beklesem de

    Sen gittin...

    Yoksun...

    Herkes bir agizdan bunlari söylüyor...

    Hala o kizi seviyor, cok mutlular hem onlar zaten evlenecek diyorlar...

    Cok acimasiz bu insanlar...

    Seni hic bir zaman sevmedi, sen hep kendini kandirdin

    Unutmaya calis deyip hepsi teker teker senin gibi terk ediyorlar beni...

    Bir de giderken senin gibi -üzme kendini- demeyi ihmal etmiyorlar...

    Kolaymis gibi...

    Yine ben bana kaliyorum.

    Belki kimsenin göremedigi icimde, yüregimin bir kösesinde kimseye göstermedigim sana kaliyorum isiksiz gecelerde...

    Zaten beni terk etmeyen bir tek yani basimdaki hayalin var...

     

    Aylar, yillar hep böyle gecer oldu seni tanidiktan sonra...

    Yüregine sigamadigim birini beklemekle gecer oldu.

    Aylar gecerdi... Unutmasamda yoklugunun dokunmadigi günlerim olurken,

    Birden cikip gelirdin...

    Sanki hic gitmemis gibi, biraktigimiz yerden yada biraktigin yerden devam ederdik...

    Ben hic sormazdim sana: aylardir nerde, kiminle, neler yaptigini.

    Sende anlatmazdin zaten...

    Unutmaya calistigin gecmisini hatirlatmazdim sana.

    Sessizlik cökerdi üzerimize...

    Seni seviyorum derken inanmiyordum ya sana,

    Hep bu yüzdendi...

    Yanimdayken bile yok olacagina aglayislarim gelirdi aklima.

    Benimdin diyemiyordum kimseye, kendime bile...

    Cünkü gecmisin gölge oluyordu benim sevdama.

    Benimleydin ama paylasiyordum seni baskalariyla,

    Herkes yine ayni seyleri söylerdi;

    Güvenme ona, yine gidecek bak görürsün, yine o kiza dönecek, sende arkalarindan aglarsin derlerdi...

    Ben sana inanirdim yada inanmak isterdim.

    Seni savunurdum gitmeyecek, birakmayacak, bu sefer baska derdim.

    Ama ben bile inanmazdim söylediklerime....

    Gülüp gecerlerdi yanimdan, insallah deyip de...

    Sana anlatirdim söylenenleri...

    Ayrilmayacagiz ben seni seviyorum derdin,

    Bunlari söyleyeli bir ay olmadan yine giderdin...

    Ben yine seninle gezdigim sokaklarda, bize ait yasanmisliklari hatirlamak icin dolanip dururdum.

     

    Simdi yine yoksun.

    Ben yine seni bekliyorum.

    Aylar sonra gelir misin bilemem....

    Gelsen de ne degisecek ki zaten.

    Kirlendik demiyorum,

    Ben ve sana ait olan kalbim hala sana sadik kaldik...

    Yoklugunu bile kimseyle paylasmadik.

    Sen bu kirlilikle nasil dönersin bilemem!

    Bu gidis farkliydi,

    Kapilari sonuna kadar kapattin giderken.

    Geri dönmeyecegim diyerek gittin....

    Gittin de beni dillere düsürdün...

    Beni her gören,

    Seninkini gördük o kizla deyip

    Ayrildiniz degil mi? diye sorduktan sonra; biliyordum... Ben demistim sana diyorlar...

    Ben de biliyordum böyle olacagini -diyemiyordum- iste.

    Benim de unutamadigim, yalan da olsa inanmak istedigim tek gercegim buydu...

    ilklerimin toplandigi, herkese göre yalan bana göre en büyük ask olarak kaldin hayatimda...

    Herkesten sakladigim, kendime bile anlatamadigim bir sevda oldun yüregim de...

    Hergün sana uyaniyordum ama kimse bilmiyordu iste...

     

    Sen yoksun

    Ben yine ayniyim iste, biraktigin gibi, bulmak istedigin gibi...

    Ama senin dönmeni beklesem de gelmeni istemiyorum ...

    Yine sensizligine alistigim günlerdeyim...

    Yalnizliginla sarmas dolas oldugum günlerdeyim...

    Sen gelme ben istesem de...

    Sen gelme ben seni beklesem de...

    ?

    Kimseye soramıyorum seni! Kirlenme diye hiç öpmedim ya...Belki başkasını seversin diye, hiç söylemedim sana sevdiğimi... Boğazımda düğümsün! Yutkunsam gideceksin, Yutkunmasam ölürüm!!!

    20 February

    AVUÇLARIMDAN SEN DÜŞÜYORSUN

    Suskun gecelerin mor hüzünlerinde

    Sensizliğin hırçın kelimeleri doludizgin

    Dökülür kalemimden

    Karanlığın yaban kokan havasında ararken seni

    İstanbul'u ufalıyorum ellerimde

    Avuçlarımdan sen düşüyorsun

     

     

    Vapur iskelesinden Kızkulesi'ne kadar uzayan sözlerim ve

    Esaret kimliğimi yüklediğim kalemimle yazıyorum aşkını

    Kaldırım diplerinde birikmiş sulara

    Fırtınlar kopuyor vakitli vakitsiz yüreğimde

    İstanbul'u ufalıyorum ellerimde

    Avuçlarımdan sen düşüyorsun

     

     

    Çok zor senin derdinin arasına sıkıştırmak onca derdi

    Bir bacağı kırık bir iskemle gibi

    Ne dengesini bulur,ne de yorgunluğumu savuşturur yaşam

    Her hatırladığımda gidişini

    İstanbul'u ufalıyorum ellerimde

    Avuçlarımdan sen düşüyorsun

     

    MONA ROZA

    Mona Roza, siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah, senin yüzünden kana batacak
    Mona Roza, siyah güller, ak güller

     

    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    Mona Roza, bugün bende bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar

     

    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Roza seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Roza, ben bir deliyim
    Açma pencereni perdeleri çek..

     

    Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    Bende çıkar güneş aydınlığa
    Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    Seni hatırlatıyor her zaman bana
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

     

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

     

    Ellerin ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli oluyor bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin ellerin ve parmakların

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

    Saat onikidir, söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

    Akşamları gelir incir kuşları
    Konar bahçenin incirlerine
    Kiminin rengi ak, kimisi sarı
    Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
    Akşamları gelir incir kuşları

     

    Ki, ben, Mona Roza bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O masum bakışlar su kenarında
    Ki, ben, Mona Roza bulurum seni

     

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
    Henüz dinlemedin benden türküler
    Benim aşkım sığmaz öyle her saza
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

    Artık inan bana muhacir kızı

    Dinle ve kabul et itirafımı
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı her tarafımı
    Artık inan bana muhacir kızı

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    Birgün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    Altın bilezikler, o kokulu ten

    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen
    Bir tüy ki, kapalı gece ve güne
    Altın bilezikler, o kokulu ten

    Mona Roza, siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
    Mona Roza, siyah güller, ak güller.

     

    Sezai KARAKOÇ

     

    sEVmEk iÇiN GeÇ ÖlmEk iÇiN ErKeN!!!

    akşamın acı su karanlığı içinden
    soğuk kadife teması yalnızlığın
    şuh bir kahkaha balkonun birinden
    gizli işareti midir bir başlangıcın

    sevmek için geç ölmek için erken

    başbaşa çay elele yürümek derken
    boğaz vapurları mı iskele sancak
    telefonda kaybolmak sesini beklerken
    insan insanı yeniler doğrudur ancak

    sevmek için geç ölmek için erken

    içimdeki gökkuşağı besbelli neden
    bulutların içinden kuşlar yağıyor
    bir şiire başlarsın birini bitirmeden
    hiç kimse gözlerine inanamıyor

    sevmek için geç ölmek için erken

    sevmek sevildiğini bile farketmeden
    yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi
    sevmek zehir zemberek ve yürekten
    gecikerek de olsa vuruşur gibi

    sevmek için geç ölmek için erken

    Attila İLHAN

    DuDaĞıNa İLK YaLaNı BeN KaZıDıM

    dudağıma ilk yalanı sen kazıdın
    sırılsıklam yağmur altında
    çamura bulandım
    yalan bir öpücükle
    kızıl kana bulandı tüm aşkım
    dalgın
    suskun
    küskün sözcüklere
    sevdaya baktım
    ayrılıkla kolkola uzaklarda
    hangisi sevda
    hangisi ayrılık bilinmez
    sonbaharın yaprakları
    caddeleri süslerken
    bir sokak kedisi
    çöplükten çaldığı yiyecekle
    yüreğime bir pençe attı
    yalanlar dökülüverdi pencerelerden
    çığlığıma
    bir yıldız kaydı gökyüzünde
    ay göz kırptı
    ben dünyadan ayrıldım
    ayın dudağına yalanı ilk ben kazıdım

     

    Geri Gelen Mektup

    Ruhu mu ateş yoksa o gözler mi alevden
    Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu
    Pervane olan kendini gizler mi alevden
    Sen istedin ondan bu gönlüm zorla tutuştu

    Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse
    Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse
    Her şey silinip kaybolurken nazarında
    Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

    Ey sen ki kül ettin beni olmaz yakışınla
    Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla
    Hançer gibi keskinler çiçekler gibi ince
    Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince

    İçimdeki azgın devi rüzgarlara attım
    Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım
    Gözler ki birer parçasıdır sende ilahın
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın

    Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin
    Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin

    10 February

    HÜKÜM GİYDİM AYRILIKTAN

     

     


    Korktum aşka inanmaktan
    Hüküm giydim ayrılıktan
    Sevemez oldum kimseyi
    Tanrım kurtar bu karanlıktan
    Ne demeli sana sanki
    Aşkından hayır mı gördüm
    Üç gün mutlu olduysam
    Üç ömrü hüzne gömdüm
    Oysa seni senden, benden
    Herkesten çok sevmiştim
    Sen beni bırakıpta giderken
    Aşkını unutmaya yemin etmiştim
    Dünyalar benim olsa ne değişir ki hayatımdan
    Yine yalnız, yine mutsuz, yine yorgunum ağlamaktan
    Susma kader bak istediğin oldu
    Gül bahçesinde kuruyan bir tek kalbim oldu.

    KALBİMİ YERİNDEN SÖKMEYİ DENE

     

    ı KALBİMİ YERİNDEN SÖKMEYİ DENE

    Sevdanın sırrına ermek istersen
    Coşkun bir ırmak ol akmayı dene
    Çektiğim acıyı görmek istersen
    Yüzüme bir kere bakmayı dene.
     
     
    Pişmanlık acını dindirmediyse
    Yürek ateşini söndürmediyse
    Hiçbir şey geriye döndürmediyse
    Eski resimleri yakmayı dene.
     
     
    Bütün suçu bana yükleme artık
    Istıraba çile ekleme artık
    Bir ömür içinde bekleme artık
    Gönül zindanımdan çıkmayı dene.
     
    Sevgime beş para etmez diyorsan
    Kinim kolay kolay gitmez diyorsan
    Yaşattıklarım az yetmez diyorsan
    Dünyayı başıma yıkmayı dene.
     
    Bir kurşun da sen sık sanki yaram az
    Sen ne cimcimesin sen ne yaramaz
    O sahte bakışlar işe yaramaz
    Karşım da gözyaşı dökmeyi dene.
     
    Kanlı gözyaşımı kurutmam için
    Verdiğim son sözü hep tutmam için
    Seni sonsuza dek unutmam için
    Kalbimi yerinden sökmeyi dene.

    ağladığımı görme sakın

    Bakma nemli gözlerime!
    Bir iç çekiş görürsün o zaman...
    Pişmanlık değil o süzülen yaşlar.
    Belki de bir hüzün
    Ya da sensizliğin denizinde
    Sevgisizliğinin diplerindeki benim işte onlar...


    Çağlıyor sensizliğin en acımasız şelalesi.
    Düşüyorum o vakit
    Parçalanmış hislerimle en derine...
    Sonra
    Boğuluyorum gözyaşlarımın akıntısında,
    Tutunamadan bir dala
    Alıp atıyor beni sonsuzluğa...
    Sonsuzluk da sen oluyorsun,
    Sonra
    Dolduramıyor o an göz yaşlarım boşluğu,
    Büyüyor giderek yalnızlığım...


    Sensizlik yanı başımda kapılmış oluyor akıntıya,
    Sürüklüyor o zaman beni
    Çaresizliğe çaresizce...
    Gözlerim yaşla dolu
    Ama boş bakıyor aynı senin gibi.
    Hüzünlerim boş bir noktaya dalmış
    Seni göremez oluyor aniden...
    Ne bir çaresizlik bu ağlama
    Ne de bir güçsüzlük bu!
    Sensizliğe de ağlamıyorum aslında!
    Belki de sadece karşılıksız sevgime.
    Bakma o yüzden gözlerime
    Ve sakın ağladığımı görme!....